Kira bedellerindeki hızlı artış, kiracı–ev sahibi ilişkilerini her geçen gün daha gergin bir zemine taşırken, birçok uyuşmazlık artık hukuk mahkemelerinin sınırlarını aşarak ceza soruşturmalarına konu oluyor. Özellikle kiracıyı evden çıkarmak ya da kira artışını kabul ettirmek amacıyla yapılan ısrarlı aramalar, kapıya dayanma ve yaşamı zorlaştıran uygulamalar, Türk Ceza Kanunu kapsamında açıkça suç teşkil ediyor. Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu Kurucu Ortaklarından Av. Elvan Kakıcı Şimşek, son dönemde artan başvurulara dikkat çekerek, kiracıyı yıldırmaya yönelik her davranışın ciddi cezai sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
Konut ve işyeri kiralarının hızla arttığı bu dönemde, kiracı–ev sahibi ilişkileri yalnızca
hukuki değil, ceza hukuku boyutuyla da giderek daha fazla gündeme geliyor.
Uygulamada sıkça karşılaşılan ve çoğu zaman “baskı aracı” olarak kullanılan bazı
davranışlar, Türk Ceza Kanunu kapsamında açıkça suç teşkil ediyor.
Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu Kurucu Ortaklarından Av. Elvan Kakıcı Şimşek,
özellikle kiracıyı tahliyeye zorlamak amacıyla yapılan ısrarlı aramalar, mesajlar,
kapıya dayanma, tehditkâr ifadeler ve hatta elektrik, su, doğalgaz gibi aboneliklerin
kesilmesi gibi uygulamaların, sanıldığının aksine “hukuki bir yöntem” değil, cezai
sorumluluk doğuran fiiller olduğuna dikkat çekti.
Israrlı Takip Ve Rahatsız Etme Ceza Kanunu’nda Açıkça DüzenlenmiştirAv. Elvan Kakıcı Şimşek, kiracının açıkça istememesine rağmen yapılan ısrarlı
arama, mesaj gönderme, zil çalma, bağırma ya da abonelikleri kapattırma gibi
davranışların, Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesinde düzenlenen “Kişilerin Huzur
ve Sükûnunu Bozma” suçunu oluşturduğunu vurguladı.
Bu suçun, mağdurun şikâyeti üzerine 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılabileceğini belirten Şimşek, “Kiracıyı huzursuz ederek iradesini kırmaya
yönelik her eylem, ceza hukukunun konusudur” dedi.
“Tahliye Ettiririm” Demek Her Zaman Masum DeğilKiraya verenin, kiracıyı korkutmaya yönelik söz ve beyanlarının, içeriğine göre TCK
106 kapsamında ‘tehdit suçu’ oluşturabileceğini ifade eden Av. Elvan Kakıcı
Şimşek, Yargıtay’ın bu konuda yerleşik içtihatlara sahip olduğunu hatırlattı.
“Yargı, ‘yasal yollarla tahliye iması’ ile ‘hukuka aykırı tehdit’ arasındaki farkı,
kullanılan sözlerin objektif olarak korkutucu olup olmadığına bakarak değerlendiriyor.
Kiracıyı yıldırma amacı taşıyan, delillerle desteklenen tehditler mahkûmiyetle
sonuçlanabiliyor” diyen Şimşek, bu sınırın çoğu zaman sanıldığından çok daha ince
olduğunun altını çizdi.
Hukuki Yol Varken Cezai Risk AlmayınAv. Elvan Kakıcı Şimşek, hem kiraya verenlere hem de kiracılara şu uyarıda
bulundu:
“Tahliye veya kira artışı gibi uyuşmazlıklarda çözüm, baskı ve yıldırma değil; hukuki
yollardır. Yasal sınırları aşan her iletişim, ceza sorumluluğu doğurabilir. Üstelik bu
fiillerin kiracı tarafından işlenmesi de aynı şekilde suçtur.”
Artan kira uyuşmazlıklarının, yanlış yöntemler nedeniyle ceza dosyalarına
dönüştüğünü vurgulayan Şimşek, tarafların hak kaybı ve cezai yaptırımlarla
karşılaşmamak için mutlaka hukuki danışmanlık almaları gerektiğini belirterek
sözlerini bitirdi.
Yorumlar