Schengen vizesi süreçlerinde yaşanan sorunlar, yatırım yoluyla oturum hakkı sağlayan Golden Visa programlarını yatırımcılar için öne çıkan alternatiflerden biri haline getiriyor. Astons’a göre bu programlar, varlık çeşitlendirmesi ve uzun vadeli yatırım fırsatlarıyla ön plana çıkıyor.
Schengen başvurularında uzayan randevu süreleri, artan belge talepleri ve öngörülemeyen değerlendirme süreçleri, sık seyahat eden kişiler için dahi önemli bir belirsizlik yaratıyor. Schengen vizesi süreçlerinde yaşanan belirsizlikler, yatırım yoluyla oturum hakkı sağlayan Golden Visa programlarına olan ilgiyi artırıyor.
Oturum hakkının ötesinde stratejik bir erişim avantajı
Günümüzde yatırımcıların bakış açısı çok daha geniş bir perspektife dayanıyor. Küresel hareketliliğin iş, eğitim ve yaşam planlamasında belirleyici hale geldiği bir dönemde oturum hakkı, yatırımcılar için stratejik bir erişim aracına dönüşüyor. Programların en önemli avantajlarından biri, birçok ülkede eş ve çocukların yanı sıra belirli koşullarda ebeveynlerin de başvuru kapsamına dahil edilebilmesi. Böylece yatırım tek bir kişiye değil, tüm aileye Avrupa ile bağlantı kurma imkanı sağlıyor.
“Golden Visa artık sadece bir seyahat çözümü değil”
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Astons Türkiye Direktörü Yağız Yiğit, şunları söyledi: "Golden Visa programlarına yönelik ilginin son dönemde belirgin şekilde arttığını görüyoruz. Bunun temel nedeni yalnızca vize süreçlerinde yaşanan zorluklar değil. Yatırımcılar artık Avrupa ile daha güçlü ve sürdürülebilir bir bağ kurmak istiyor. Golden Visa, yatırım karşılığında oturum hakkı sunarken aynı zamanda Schengen bölgesinde serbest dolaşım, aile bireylerini kapsayan bir yapı ve euro bazlı gayrimenkul yatırımı gibi çok katmanlı avantajlar sağlıyor. Özellikle Avrupa’daki programların giderek daha seçici hale geldiği düşünüldüğünde, mevcut fırsat penceresinin yatırımcılar açısından stratejik önem taşıdığına inanıyoruz."
Yorumlar