Konut piyasasında dengeler hızla değişirken, alıcı davranışlarında dikkat çekici bir kırılma yaşanıyor. Artık sadece lokasyon ve fiyat değil, yaşam kalitesi de satın alma kararının merkezinde yer alıyor. Yapılan değerlendirmelere göre, yeşil alan ve sürdürülebilirlik unsurları barındıran projelerde %10 ile %20 arasında fiyat farkı oluşurken, bu projeler kirada da daha güçlü ve istikrarlı bir performans sergiliyor.
Konut piyasasında dengeler değişiyor. Yıllardır lokasyon, fiyat ve ulaşım üçgeninde
şekillenen tercih kriterlerine artık güçlü bir başlık daha eklendi: yaşam kalitesi. EVA
Gayrimenkul Değerleme tarafından yapılan değerlendirmelere göre, özellikle büyük
şehirlerde yeşil alan, sosyal donatı ve sürdürülebilirlik unsurları, konut seçiminde
belirleyici rol üstleniyor.
Şehirde Yaşamın Tanımı DeğişiyorPandemi sonrası dönemde konut algısı köklü bir dönüşüm geçirdi. Eskiden bir
“ekstra” olarak görülen peyzaj alanları, yürüyüş parkurları ve açık yaşam alanları artık
standart beklentiler arasında yer alıyor. Şehir yaşamından tamamen kopmadan
doğayla temas kurabilmek, alıcıların en çok aradığı özelliklerden biri haline geldi.
EVA Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Abdül Şekür Hop, bu dönüşümü şu sözlerle
değerlendirdi;
“Bugün bir konutun değeri yalnızca metrekaresiyle ölçülmüyor. İnsanlar artık daha
sağlıklı, daha sakin ve daha dengeli bir yaşam arıyor. Bu da doğrudan gayrimenkul
tercihlerine yansıyor.”
Aynı Projede Bile Değer Ayrışması DerinleşiyorKonut projelerinde artık küçük gibi görünen detaylar büyük farklar yaratıyor. Aynı site
içinde, yeşil alana bakan bir daire ile yoğun trafiğe cepheli bir daire arasında belirgin
bir değer ayrışması oluşuyor. Bu fark yalnızca satış anında değil, kira getirisi ve ikinci
el piyasasında da kendini göstermeye devam ediyor.
Doğayla temas eden cepheler daha hızlı alıcı bulurken, kiracı tarafında da daha
düşük boşluk oranları ve daha yüksek kira seviyeleri dikkat çekiyor.
Talep Sadece Üst Gelir Grubuyla Sınırlı DeğilBaşlangıçta daha çok üst segment projelerde öne çıkan bu trend, zamanla daha
geniş bir kitleye yayılmaya başladı. Geliştirilen daha kompakt ve erişilebilir konut
alternatifleri sayesinde orta gelir grubunun da doğa odaklı projelere ilgisi artıyor.
Özellikle çocuklu aileler ve uzaktan çalışma imkânına sahip profesyoneller, yaşam
kalitesini önceliklendiren bu projelere yöneliyor.
Şehirden Kaçış Yerini Dengeye BıraktıPandemi döneminde hız kazanan şehir dışına yönelim, bugün daha dengeli bir
noktaya evrildi. Tamamen şehirden uzaklaşmak yerine, şehir içinde doğayla
bütünleşebilen projeler daha fazla tercih ediliyor. Bu durum, doğa ile temas ihtiyacının
geçici bir refleks değil, kalıcı bir yaşam beklentisi olduğunu gösteriyor.
Yatırımcı İçin Daha Güvenli Bir ProfilYeşil alanlara yakın konutlar genellikle başlangıçta belirli bir fiyat primiyle satışa
sunulsa da, uzun vadede sundukları avantaj yalnızca değer artışıyla sınırlı kalmıyor.
Bu projeler, daha düşük risk ve daha sürdürülebilir bir getiri potansiyeliyle öne çıkıyor.
Abdül Şekür Hop bu noktaya dikkat çekerek; “Bu segmentte asıl fark, hızlı
kazançtan çok değerin korunması ve istikrarlı getiri. Arzın sınırlı, talebin ise güçlü
olması, bu projeleri uzun vadede daha güvenli hale getiriyor.
Ulaşım ve Altyapı Hala KritikDoğayla iç içe olmak önemli bir avantaj sunarken, projelerin şehirle olan bağlantısı
belirleyici olmaya devam ediyor. Ulaşım olanakları güçlü, altyapısı gelişmiş ve
erişilebilir bölgelerde yer alan projeler, hem kullanıcı hem yatırımcı açısından daha
yüksek potansiyel taşıyor.
Konut piyasasında yeni dönemin şifresi artık net. Daha yeşil, daha erişilebilir ve daha
yaşanabilir alanlar. Bu dönüşüm, yalnızca bugünün değil, geleceğin konut anlayışını
da şekillendiriyor.” diyerek sözlerini bitirdi.
Yorumlar